![]()

![]()
devami burada--> http://ayisigindagizlidir.blogspot.com
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bir Kurban bayrami daha isik hiziyla bize yaklasmakta,Bayramlar, her yil gelip gecen siradan bir tatil günü degil, bayramlar sevinclerin paylasildigi,insani ve dini güzelliklerin birlikte yasandigi,birlik, beraberlik, sevgi ve sayginin güzel örneklerinin sergilendigi, gönüllerin costugu,kalplerin yumusadigi, akraba ve komsularin ziyaret edildigi, öksüz ve yetimlerin sevindirildigi, misafirlerin tebessümle karsilandigi,kirginlarin, darginlarin küslüge son verdigi ve ikramlarin bol, bol yapildigi mutlu günlerdir.
Kurban bayraminda Allah’a yakin olmak niyetiyle zengin olan her Müslüman kurban kesmelidir. Cünkü hem Kuran’da hem de sevgili Peygamberimizin Sünnetinde kurban kesmeye önemle vurgu yapilmistir: Yüce Rabbimiz Kevser suresinin ikinci ayetinde "Rabbin icin namaz kil ve kurban kes" buyurmustur. Sevgili Peygamberimiz (a.s.) ise, "Ademoglu, kurban bayrami gününde Allah icin kurban kesmekten daha sevimli bir is yapmis olmaz" hadisi ile bu ibadetin ne derece faziletli oldugunu
ifade etmistir (Tirmizi, Edahi, 1). Her ibadette oldugu gibi kurban ibadetinde de ihlasli olmak ve yalniz Allah’in rizasini gözetmek temel prensiptir. Nitekim Yüce Allah, "Onlarin etleri ve kanlari asla Allah’a ulasmaz, fakat, O’na sizin takvaniz ulasir..." (Hac, 22/37) buyurarak bu prensibe isaret etmektedir.
Ama ne yazikki günümüzde bu güzel ibadet pek bir anlamini yitirmis gibi geliyor bana,söz gelimi, kestigimiz kurban etinden ihtiyaci olan komsumuza vermemize hic kimse bir sey diyemez ama eger komsumuz da kurban kestiyse ve o da bize kendi kestigi kurban etinden veriyorsa, o noktada durup biraz düsümek gerekmez mi? Icimiz ibadet huzuruyla dolu olan bu yardimlasmanin "ben sana, sen de bana" haline gelmesi acikcasi benim hic hosuma gitmiyor. Ben yillardir yurtdisinda yasayan biriyim, yurtdisinda yasiyor olmamiz bizim dini inanclarimizi yasamamiza da engel degil, burada da bayramlarimizi en güzel bir sekilde yasatmak adina iki kurbanimizdan
birini mutlaka burada kesmeye ozen gosteriyoruz. Dinimize göre kestigimiz kurban etini üce taksim edip, birini kurban kesmeyen yoksullara sadaka olarak dagitmak, bir bölümünü de akraba, tanidik ve komsulara ikram etmek, birini de kendi coluk cocugu ile yemektir, hepimizin bildigi gibi, ama ne yazikki günümüzde böyle bir sey var,
burada hemen hemen herkes et yiyebiliyor, böyle bir sikintisi yok gerekcesiyle cogu kurban kesenlere baktigimda, kestikleri kurbanlari, birakin gelen misafirlerine ikram etmeyi hemen aninda paketleyip derin donduruculara yerlestiriyorlar, ben hep merak ediyorum, acaba! bu durumda bu güzel ibadet yerine gtirilmis oluyormu?
Bulundugumuz cevrede günlük et yiyebilecek olanlar cogunlukta olmasina ragmen, illaki bu ibadeti burada gerceklestirmek ne derece dogru olabilir? Dünyanin cok uzak köselerin de, birakin dünyanin Uzak kösesini,kendi memleketimiz de degil et yemek, günlük gida ihtiyacini karsilayamayan milyonlar var bunu da asla unutmamaliyiz.
Güzel bir sözle simdiden herkezin mübarek kurban bayramini kutluyorum.
yapilan yardim, tam anlamiyla yerini buluyorsa anlamlidir.
Yaptigimiz hemen her seye anlam katmaya cabalamaliyiz, ozellikle de yardimlarisken
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Süleyman'a karısı telefon etti :
— Konuşan ben,
ben, Fahire.
Tanımadın mı sesimden?
Demek çok bağırdım birdenbire.
Çığlık mı?
Belki...
Hayır,
çocuklar hasta değil.
Dinle beni :
işini bırak da gel,
çabuk ol ama.![]()
Telefonda anlatamam,
olmaz.
Daha kıyamet kadar vakit var akşama.
Saatlar, saatlar,
kıyamet kadar.
Sorma.
Dinle beni...
Hemen vapur bulamazsan
Üsküdar'a kayıkla geç.
Bir taksiye atla.
Paran yoksa
patrondan avans al.
Yolda hiçbir şey düşünme,
mümkün mertebe yalansız gelmeye çalış.
Yalan kuvvetliye söylenir
ben kuvvetsizim.
Alay etme kuzum.
Evet kar yağacak,
evet
hava güzel.
Koynuna girdiğim adam gibi
kocam gibi değil,
büyüğüm, akıllım,
babam gibi gel...
Geldi Süleyman,
Fahire, kocası Süleyman'a sordu :
— Doğru mu?
— Evet.
— Teşekkür ederim Süleyman.
Bak işte rahatladım.
Bak işte ağlamıyorum artık.
Nerde buluşuyordunuz?
- Bir otelde.
— Beyoğlu tarafında mı?
— Evet.
— Kaç defa?
— Ya üç, ya dört.
— Üç mü, dört mü?
— Bilmiyorum.
— Bunu hatırlamak bu kadar mı güç Süleyman?
— Bilmiyorum.
— Demek ki bir otel odasında.
Kim bilir çarşaflar nasıl kirliydi.
Bir İngiliz romanında okudum,
bu işlere yarayan otellerde
kırık küvetler varmış.
Sizinkinde de var mıydı Süleyman?
— Bilmiyorum.
— Hele düşün,
toz pembe çiçekli, kırık bir küvet?
— Evet.
— Hiç hediye verdin mi?
— Hayır.
— Çukulata, filân?
— Bir defa.
— Çok mu seviyordun?
— Sevmek mi?
Hayır...
— Başkaları da var mı Süleyman?
— Yok.
— Olmadı mı?
— Hayır.
— Bunu sevdin demek...
Başkaları da olsaydı
daha rahat ederdim...
Çok mu güzel yatıyordu?
— Hayır.
— Doğru söyle, bak ne kadar cesurum...
— Doğru söylüyorum...
— Zaten gösterdiler bana.
İnek gibi karı.
Belimden kalın bacakları...
Fakat zevk meselesi bu...
Bir sual daha, Süleyman :
Niçin?
— Bilmiyorum...
Karanlıkta pencerenin hizasında
karlı, ağır bir çam dalı.
Bir hayli zaman oldu
sofada asma saat on ikiyi çalalı.
Süleyman'ın karısı Fahire
şunları anlattı kocasına ertesi gün :
— ... Dayanılmaz bir acı halindeydi
kendime karşı duyduğum merhamet,
ölmeye karar verdimdi, Süleyman...
Annem, çocuklarım ve en önde sen
bulacaktınız karda ayak izlerimi.
Bekçi, polisler, bir tahta merdiven
ve bir kadın ölüsü çıkaracaktınız
arka arsada bostan kuyusundan.
Kolay mı?
Gece bostan kuyusuna doğru yürümek,
sonra kenarına çıkıp durarak
baş aşağı atlamak karanlığına?
Fakat bulmadınızsa eğer
karda ayak izlerimi
sade korktuğumdan değil.
Bekçi, merdiven, polisler,
dedikodu, kepazelik,
aldatılmış bir zevcenin intiharı :
komik.
Niçin öldüğümü anlatmak müşkül.
Kime? Herkese, sana meselâ.
İnsan, ölmeye karar verirken bile
insanları düşünüyor...
Sen yatakta uyuyordun
yüzün rahat,
her zaman nasıl uyursan
ondan evvel ve o varken.
Dışarda kar yağmaya başladı.
Bir tek gecelikle çıkmak balkona :
Zatürree ertesi gün,
nümayişsiz ölüvermek.
Hayır,
hiç aklıma gelmedi nezle olmak ihtimali.
Yaktım sobamızı.
İyice ısınmak lâzım ilkönce.
Ciğer bir çay bardağı gibi çatlarmış.
Pencereye, kara bakıyorum :
«Eşini gaip eyleyen bir kuş
gibi kar
geçen eyyamı nev baharı arar...»
Babam bu şiiri çok severdi.
Sen beğenmezsin.
«Sağdan sola, soldan sağa lerzânı girizan...»
Lambayı söndürmeden balkona çıktım.
« ... gibi kar
düşer düşer ağlar...»
Oturdum balkonda iskemleye.
Havada çıt yok.
Karanlık bembeyaz.
Uykudayım sanki.
Sanki çok sevdiğim bir insan
korkarak beni uyandırmaktan
yumuşacık dolaşıyor etrafımda.
Üşümüyordum.
Kederim duruluyor
berraklaşıyor.
Odanın camlı kapısından balkona vuran ışık
sıcak bir kumaş gibiydi üstünde dizlerimin.
Ben rehavetli bir mahzunluk içinde
acayip şeyler düşünüyordum :
Feneryolu'ndaki çınar
150 yaşındaymış.
Ömrü bir gün süren böcekler.
Gün gelecek
insanlar çok uzun
çok bahtiyar yaşayacaklar.
İnsanın yüreği ve kafası var...
İnsanın elleri...
İnsan?
Ne zamanki,
nerdeki,
hangi sınıftan?
Onların insanları,
bizim insanlarımız.
Ve her şeye rağmen
yeni bir dünya için yapılan kavga.
Sonra sen
ben
bir kırık küvet
ve benim
kendime karşı duyduğum merhamet...
Kar durdu.
Sökmek üzre şafak.
Utanarak
odaya döndüm.
O anda uyansaydın
sarılıp boynuna...
Uyanmadın.
Evet,
çok şükür nezle bile değilim.
Şimdi?
Zaman zaman hatırlayıp
zaman zaman unutacağım.
Yine yan yana yaşayacağız
beni sevdiğine emin olarak.
Altı ay kadar geçti aradan.
Bir gece karı koca denizden dönüyorlardı.
Gökte yıldızlar, ağaçlarda yaz meyveleri vardı.
Fahire birdenbire durdu
baktı muhabbetle kocasının gözlerine
ve suratına tükürür gibi bir tokat vurdu
Nazim Hikmet
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bekle kar altında kalan buğday tanesi
Yine onun sularıyla yeşereceksin
Gözyaşların çare değil ağlama büyü
Başını dik tutabilirsen boy vereceksin
Her yanımda allı morlu
Güller açar türlü türlü
Bu fırtına dünden belli
Başedeceksin
Korku kar eylemez bir kez yola düşene
Sen bir aşkın içindesin yaşayacaksın
Dört yanını börtü böcek sarsa ne çıkar
Toprağa sıkı sarıl başedeceksin
Her yanımda allı morlu
Güller açar türlü türlü
Bu fırtına dünden belli
Başedeceksin
İbrahim Karaca
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

29 Ekim'leri bayram olarak neden kutladigimizi cok kisi unutuyor. Cumhuriyetimizin ilani kolay olmadi. Icinde bulundugumuz su günlerde, birlik ve beraberligimizi cekemeyip bozmaya calisan, ic ve dis düsmanlarimizin gayret ve cabalarina ragmen, devam etmesini diler, Cumhuriyetimizin kurulmasinda emegi gecen basta Atatürk ve silah arkadaslari olmak üzere, hepsini saygi ile aniyorum. Cumhuriyet Bayrami'miz kutlu olsun
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tutunamayanlar, Türk edebiyatının en önemli
eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay'ın bu ilk romanını "hem
söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler.
Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü ve duyarlığı ve kullandığı teknik
incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki
bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya
getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır. "Küçük burjuva dünyasını ve
değerlerini zekice alaya alan Atay, "saldırısı tutunanların
anlamayacağı, rededeceği türden bir romanla yapar".
(Arka Kapak)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hıdır, kendi halinde bir devlet memurudur. Eşi
ve akıllı kızı Nisan’dan başka sahip olduğu tek şey gözü gibi baktığı
1991 model beyaz Şahin arabasıdır.
Hıdır bir gün "Ferrari’sini Satan Bilge" kitabını keşfeder: "Kararı
ver; Doğu felsefesiyle, Amerikan iş bitiriciliğini birleştir. Sonra
gelsin başarı ve mutluluk." Böylece "kişisel gerilim" yolculuğuna
başlar. Birçok Amerikalı’nın ve Amerikan vatandaşı olmak için can
verecek birçok Türk’ün "kişisel gelişim" kitaplarını okur. Çoğu çok
satan, Amerikan kültürünü işleyen bu kitapları okudukça "gelişim"
gösterir. Ses tonu, bakışları, davranışları, konuşma tarzı yani "beden
dili" hızla değişir. Bu değişim nedeniyle sürekli komik duruma düşer.
Hıdır’ın başlıca isteği kişisel gelişimini tamamladığını ispat edip
terfi alarak şeflik makamına yükselmektir. Hak ettiğini düşündüğü bu
terfii üsleri ona kendiliklerinden bahşetmeyince, Hıdır Genel Müdür
Yardımcısı’yla bizzat görüşerek hakkını aramaya çalışır. Ancak kafası
okuduğu kitaplardan ezberlediği cümlelerle doludur; yaptığı denemeler
trajikomik durumlara yol açar.
Ahmet Şerif İzgören, Hıdır’ın yaşadıkları üzerinden, "kişisel gelişim"
başlığıyla yayımlanan kitaplarla dalga geçiyor. Bu kitapların insanları
kendi benliklerinden uzaklaştırdığını, hayal kırıklığına uğrattığını
mizahi bir dille anlatıyor. Bireysel başarıyı ve rekabeti temel alan bu
zihniyeti, kişisel gelişim uzmanı denilen insanların kendi
hayatlarındaki başarısızlıklarını da vurgulayarak eleştiriyor:
"Size kitap yazan adamların çoğu sizin kadar mutlu değildir, ondan emin
olun. Pozitif enerji deyip duranların belki yüzü hiç gülmüyordur.
Dünyada İlk Kez Kitap İade Garantisi
Ahmet Şerin İzgören'in kitaplarından herhangi birini okudunuz ve beğenmediyseniz, iade edebilir ve ödediğiniz ücreti yayınevimizden geri alabilirsiniz
Zamanında okusam bugün Irak'a, Afganistan'a girmemiştik. Hayat felsefem değişti.
George W. Bush
Kitabın yankısı buraya kadar geldi. Hayat felsefemiz değişti.
Aristo (Bir grup felsefeci adına; Socrates, Demiclotes vs.)
Nice kitap okudum, Nice hikâye dinledim, Nice yer dolaştım. Hiçbir şey hayat felsefemi bu denli değştirmedi. Nice insanınokumasını diliyorum.
Nietzsche
Zekeriyaköy'deki 30 villamın aidatını, içinde oturmuyorum diye ödemiyordum. Okur okumaz ödemeye başladım. bu arada hayat felsefem değişti.
Eski Bi Başbakan
Biz Amerikalılar dünyada öyle bir pazarlama ağı kurduk ki burada osursak ülkenizde gök gürültüsü oluyor. Her şeyimize hayransınız. Oysa bu kitap içerik, bilgi açısından müthiş, bizim osuruklarımızdan da öte. Yazdıklarımı gözden deçireceğim. En iyi 7 arabamı en kısa zamanda modifiye ettireceğim. hayat felsefem değişti.
Stephan Covey
Şef, bizi kitaba gene malzeme yapmışsın. Yalnız modifiye olayını tuttum. Güzel gözlerinden öperim Hayat felsefem değişti.
Avrupa Topluluğu'nu hak ediyorsunuz kardeşim. Sonuna kadar hak ediyorsunuz. Şimdiki aklım olsaydı, ah bu kitabı zamanında okusaydım. Daha söylenecek çok şey var ama Cuma'ya yetişmem lazım
Günter Verhaugen
(Arka Kapak)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı